Türkiye’de yaşayan Filistinli Viyan ve Yusuf Barakat, Gazze’de yaşadıkları dehşeti anlattı

Ali Kemal Erdem’in özel haberi
“Biz ölmeye çok alışmış bir halkız”, “Orada yaşadığım her şeyin etkisi altındayım. Patlamalardan dolayı hala yüksek sesten çok korkuyorum”, “Biz mumlarla büyüdük…”

Bu sözlerin sahibi beş yıldır Türkiye’de yaşayan 24 yaşındaki bir genç kadın olan Viyan Barakat.
Türkiye’de üniversitede gazetecilik ve televizyonculuk bölümünü bitirdikten sonra şimdi yüksek lisans yapıyor.
Kardeşi Yusuf Barakat ise halen Muğla’da üniversitede kamu yönetiminde okuyor.
Barakat kardeşler şanslı sayılırlar. Çünkü anne babaları kendileriyle birlikte Türkiye’de. Ancak diğer bütün yakınları Gazze’de.
Her ikisi de çocukluklarının ve gençliklerinin bir bölümünü geçirdikleri Gazze’nin zorlu yaşamına tanık oldular.

GAZZE, BÜYÜK BİR SAVAŞI BEKLİYOR

365 kilometrelik bir alanı kaplayan Gazze, 2 milyon 300 bin nüfusuyla dünyada kilometre başına insan yoğunluğunda ilk sırada yer alıyor.
Batısında Akdeniz’e 45 km’lik bir sahili olan Gazze’nin İsrail ile 51, Mısır ile de 11 km. sınırı var.
Gazze, İsrail tarafından tam anlamıyla ablukaya alınmış durumda.
Gazze’ye yönelik İsrail Ordusu’nun kara harekatının başlaması ise neredeyse an meselesi. Bu durumda büyük bir yıkım ve ölüm kaçınılmaz görülüyor.

SEVDİKLERİYLE ÇOK AZ İTRİBAT KURUYORLAR

Gazze’yi ve orada yaşayan insanların neler yaşadıklarını daha iyi anlamak için önce sorularımızı Viyan Barakat’a yönelttik.
Viyan, Gazze’de kalan yakınlarıyla çok az o da sadece internet bağlantısı sağlanabildiğinde irtibat kurabildiklerini belirterek, “Dün liseden bir arkadaşımla konuştuk. Bir başka arkadaşımızın evinin yakınına bomba düşmüş. Kendisi hamileydi. Kaçmışlar son durumlarını bilmiyoruz” dedi.

“ORADA YAŞADIĞIM HERŞEYİN ETKİSİ ALTINDAYIM”

Viyan, ardından 19 yaşına kadar yaşadığı Gazze’yi şu sözlerle anlatmaya başladı:
“Çok zor bir hayat yaşadık. Elektriksiz susuz bir hayat yaşamak çok zor. İnsanın psikolojisini bozan bir şey. İnsanın psikolojisini bilerek bozuyorlar. Bayram günlerinde bilerek bomba atıyorlar. Orada yaşadığım her şeyin halen etkisi altındayım. Hep aklım orada. Patlamalardan dolayı sesten hala çok korkuyorum. Biri bağırdığı zaman irkiliyorum. Travmaları halen atlatamadım orada gördüklerimden dolayı.”

“MAHALLEMİZDE HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞ, YIKILMIŞ”

Viyan, son olarak yaşadıkları mahallenin fotoğrafını görmüş.
“Hiçbir şey kalmamış her şey yerle bir olmuş” diye anlatıyor çocukluğunun geçtiği o yerleri.

“HER YER KAN İÇİNDEYDİ AĞLAMA KRİZİNE GİRDİM”

2013 yılındaki gerilim sırasında oturdukları binaya biri sabah diğeri akşam olmak üzere iki bomba atıldığını söyleyen Viyan, sözlerine şöyle devam etti:
“Ailemle bizi ambulansa bindirdiler. Her yer kan içindeydi. Ağlama krizine girdim. Kan beni tutuyor. Çok aşırı korkak bir insanım. Babam, dayımı arayarak ‘Bana bir şey olursa çocuklarıma sen bak” deyince iyice alt üst oldum. Oradayken hep ‘Ben öleyim ama ailemin öldüğünü görmeyeyim’ diye dua ederdim. Kimsesiz kalmaktan çok korkuyordum.”

“BİZLER MUMLARLA BÜYÜDÜK”

Viyan, İsrail ambargolarının orada özellikle kriz dönemlerinde Gazzelilerin yaşamlarında yarattığı sıkıntıları “Oradayken elektrik dört saat üç saat geliyordu. Elektrik gelince koşarak banyo yapıyorsun, ekmek pişiriyorsun, telefonları şarj ediyorsun sonra bir bakıyorsun elektrik gitmiş. Bizler mumlarla büyüdük. Mum hayatında yetiştik. Mum yakıyorsun” diye anlattı.”

“AMAÇLARI GAZZE’Yİ BOŞALTMAK”

İsrail’in sadece Hamas’ın olduğu yerleri vuruyoruz iddiasının doğru olmadığını söyleyen Viyan, sivil hedeflerin de hedef gözetmeksizin seçildiğini öne sürerek, “Amaçları Gazze’yi boşaltmak ve Gazzelileri Mısır’a sürmek” iddiasında bulundu.

GAZZE KADINLAR İÇİN DAHA DA ZOR

Gazze, kadınlar için kolay bir yer değil.
Bir genç kızın 15 yaşına gelmesinden itibaren evlenmesinin konuşulmaya başlandığını belirten Viyan’ın birçok arkadaşı bugün evli ve çocuk sahibi. Zaten son derece yoğun olan Gazze’de barınma sorunu nedeniyle evlenen genç kadınlar genellikle eşlerinin ailelerine ait evlerde yaşıyor.
Viyan özellikle genç kızlar ve kadınlar için “Kendine ait bir hayatın olmuyor” diye anlatıyor oradaki ortamı. Arkadaşların çoğu artık evli ve çocuklu.
Sürekli ölümün olduğu Gazze’de kadının birinci görevi de mümkün olduğu kadar çocuk doğurmak olmuş. Çok az genç kadın bu döngünün dışında bir yaşam kurabiliyor.

SOHBET KONULARINA SAVAŞ GİRDİ

Gazze’de gençlerin bir araya gelebileceği ortamların pek olmadığını söyleyen Viyan, “Tabii ki okullarda her gencin konuştuğu konular da konuşulsa bile çoğunlukla normal bir hayatı olmuyor gençlerin. Bir araya gelince Filistin’in sorunları konuşuluyor. Çatışma zamanlarında neler yaptığımızı anlatıyoruz birbirimize” diye konuştu.

“İNSANLARIN ÇOĞU MÜLTECİ OLARAK BİR YERLERE GİDECEK”

“Gazze’de bundan sonra ne olur?” sorumuza Viyan, karamsar bir cevap verdi.
“Bence Gazze diye bir yer kalmayacak” iddiasında bulundu ve “Ben mahallemi gördüm mahvolmuş. Nerede yaşayacak bu insanlar. İnsanların çoğu mülteci olarak bir yerlere gidecek” diye devam etti.

“İNSANLARIN ÇOĞU ÖLECEKSEM BURADA ÖLÜRÜM DİYOR”

Viyan, “Bir arkadaşım ben evimden ayrılmayacağım gerekirse burada ölürüm diyor. Ben orada olsaydım muhtemelen güvenli yere gitmek isterdim. Gazze’deki insanların çoğu öyle düşünmüyor. ‘Öleceksem burada ölürüm’ diyor. Çünkü biz ölmeye çok alışmış halkız. Ölmekten korkmuyorlar” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE GAZZELİLERE DE OLAYLIK TANISIN”

Viyan’ın Türkiye’den dileği ise Suriyelilere sığınmada tanınan kolaylıkların Gazzelilere de tanınması.

“GAZZE DÜNYANIN EN BÜYÜK HAPİSHANESİ”

Viyan’ın ardından bu sefer kardeşi Yusuf Barakat ile konuştuk.
Yusuf, bir tarafı deniz, diğer tarafı büyük ölçüde İsrail ile çevrili olan Gazze’yi dünyanın en büyük hapishanesi olarak niteledi ve sözlerine “Büyük binalar var. Bu binalarda en az 8-10 aile yaşıyor. Gazze’de çok yoğun bir nüfus var. Neredeyse boş arazi yok. Çok küçük bir alana sıkıştırılmış büyük bir insan kitlesi var” diye anlattı.

“TAM BİR GIDA KRİZİ YAŞANIYOR”

Ambargolar nedeniyle Gazze’de insanların günlerce aç susuz bırakıldığını söyleyen Yusuf, tanıklıklarına şöyle devam etti:
“Beş altı gün su alamıyorduk. Denizden su alıyorduk. Elektrikler kesildiğinden, mazot bulunmadığından fırınlar çalışmıyor, ekmek bulamıyor veya yapamıyorduk. Gazze’de kriz zamanlarında tam bir gıda krizi yaşanıyor. Bu krizin ortasında bir de üzerimizden füzeler ateşleniyor.”

TOPLUMSAL DAYANIŞMA AMBARGOYA DAYANMANIN TEK YOLU

Yusuf’a göre Gazze’deki bu ortamı çekilir hale gelmesini toplum arasındaki büyük dayanışma sağlıyor. Buna dair bir anısını “11 katlı binada oturuyorduk sabah yedide 9’uncu katı vurdu. Neredeyse 20-30 aile yaşıyorduk. Hiç tanımadığım insanlar geldi. El Kassam’ın müdahale ekibi geldi. Ayağımda terliğim bile olmadan aşağı inmiştim. El Kassam görevlisi hemen bana ayakkabı verdi, bizi güvenli yere götürdüler. Gazze’de bu ambargoya dayanmanın tek nedeni dayanışma” şeklinde anlattı.

“HERKES HAMASLI DEĞİL AMA SAVAŞ ZAMANI TEK YUMRUĞUZ”

Gazze’de herkesin Hamas yanlısı olmadığını hatta kendisinin bile orada yaşarken Hamas karşıtı olduğunu söyleyen Yusuf, “Ama savaş zamanı herkes tek yumruk oluyor. Çünkü savaş zamanı biliyorum ki beni kurtaracak olan Hamas’ın doktorları ilk yardım ekipleri” şeklinde konuştu.

KARDEŞİM DEDİĞİ SIRA ARKADAŞINI GEÇEN HAFTA KAYBETTİ

Çatışmalarda bir kuzenini de kaybettiğini belirten Yusuf’u en çok etkileyen ise “Kardeşim” dediği sınıf arkadaşı Muhammed Wadi’yi geçtiğimiz 16 Ekim 2023 günü kaybetmek olmuş.
Wadi, annesi ve küçük kardeşinin olduğu evin vurulmasıyla yaşamını yitirmiş. Yine bir komşularının da evlerinin vurulması sonucu ailesiyle birlikte hayatını kaybettiğini aktardı.

“GAZZE’DE BİR TÜNENLLER ŞEHRİ VAR”

Yusuf’a Gazze’nin meşhur tünellerini sorduk. Yusuf, “Gazze’de gerçekten bir şehir var. O da tünel şehri. Ben kendi gözümle gördüm. Arabanın girebileceği tünel var. Tahmin edilmeyen yerlerde tüneller var. Gazze’deki tüneller abartıldığı kadar var” diye anlattı bu yerleri.

GENÇ ERKEKELER, ÖRGÜTLERE KATILMAYI KENDİLERİNİ ZORUNLU HİSSEDİYOR

Viyan’ın anlattığı gibi Gazzeli genç kızlar erken evlenip çocuk yapmaya başlarken genç erkeklerin çoğu ise bir örgüte dahil olarak silahlı mücadeleye katılıyor.
Yusuf, örgütlerin gençleri katılmaya zorlamadığını ancak oradaki ortamın insanlar da bir mecburiyet hissettirdiğini söyleyerek, şöyle devam etti:
“Tıp okuyan bir tanıdığım vardı. El Kassam’a katıldı. ‘Neden?’ diye sorduğumda ‘Ben siyasete gitmedim siyaset bana geldi’ diyerek durumu anlattı. Tıp, mühendislik eğitimi almış birçok genç insan silahlı mücadeleye kendileri katılıyor. Okuldaki öğretmenlerimizin bile buralarda üyelikleri vardı. Polisler dışında neredeyse her meslek grubundan katılım oluyor.”

“ZAFER HAVASI VAR”

Yusuf, bir kuzenlerinin de El Kassam Tugayları’nda olduğunu belirterek, “Hamas da zafer havası var. Ellerindeki esirlerle İsrail cezaevlerindeki esirlerimizi kurtarabileceklerini düşünüyorlar. Şartlar ne kadar zor olsa bile bir zafer havası var” iddiasında bulundu.

GAZZE İSRAİL SALDIRISINA DİRENEBİLİR

Yusuf son olarak Gazze’nin İsrail saldırısına direnebileceği düşüncesinde.
“İsrail, Gazze’den 18 yıl önce çıktı. O günden bugüne çok şey değişti. Girerse çok büyük kayıplar olur. 2014’te girmek istediği zaman evlerden füze atıldı. İsrail kaçmak zorunda kaldı. Her yerde tüneller var. Yüksek binaların arasındaki sokaklar dar. İsrail’in Gazze’de Hamas’ı yok edemeyeceğini düşünüyorum” diyerek sözlerini bitirdi.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx